KEVIN HAKKINDA KONUŞMALIYIZ

Genel

Filminin Aile Sistemleri ve Bağlanma Teorisi Açısından İncelenmesi

Film, anne-çocuk ilişkisi üzerinde yoğunlaşan oldukça sarsıcı ve içinde birçok ayrıntı yakalayabileceğimiz bir hikâyeyi sunuyor. Anneliğin bebeklikten itibaren çocuğun gelişimi ve kişiliği üzerindeki derin etkilerini film boyunca görebilmek mümkün. Bunun yanı sıra anne olmaya hazır olmayan Eva, özgürlüğünü elinden aldığını düşündüğü beklenmeyen oğlu Kevin’a karşı öfkeyle karışık bir yalıtılmışlık hissediyor gibi. Belki de kendine duyduğu öfke ve yaşamı elinden kaçırıyormuş hissi onu Kevin’dan uzaklaştıran en büyük sebeplerden. 

Eva’nın doğum esnasındaki acılı bağırışları, fizyolojik sancının yarattığı acıya ek olarak psikolojik bir acının da ifadesi sanki. Kevin’la geçireceği zaman ve ona hayatı boyunca yatırım yapmak zorunda olacağı düşüncesi Eva’yı büyük bir psikolojik yıkıma uğratıyor. Sosyal Mübadele Kuramına göre baktığımızda Eva için çocuk sahibi olmak, ödüllerden çok bedellere sahip olma anlamı taşıyor. Artık kendine yeterli zaman ayıramayacağı ve belki evliliklerinde yeterli doyumu sağlayamayacağı endişesini yaşıyor. Eva’nın doğum öncesindeki kaygısı, bebek Kevin’ın huzursuzluğuna verdiği tepkilerin ve anne-bebek ilişkilerinin önemli yordayıcılarından birisi. Film boyunca Eva’nın kendisine nasıl yabancılaştığını, öz-yeterliğini nasıl kaybettiğini ve kendilik algısının nasıl sarsıldığını görüyoruz.

Baba Franklin, Eva’nın yetersiz bakımını ödünleyici bir konumda: Kevin ve Celia’ya karşı duyarlı ve sevgi dolu bir bakım üstlediğini görüyoruz. Bir sahnede babası bebek Kevin’ı kucağına aldığında Eva bebeğin yeni uyuduğunu söyleyerek eşine tepki veriyor. Eşinin kendisini anlamadığını, Kevin’ın bakımı ile ilgili zorlukları abarttığına inandığını düşünüyor. Ana-babalıkla ilgili bu çekişmeli yaşantıları çoğu zaman evliliklerini de olumsuz yönde etkiliyor.

Birçok sahnede Franklin, Kevin’la ilgilenirken Eva umursamaz ve ilgisiz bir tavırla karşımıza çıkıyor. Ancak onun bu ilgisiz ve sevgiden yoksun tavrı sadece Kevin’a karşı değil aslında; kendine karşı da ilgiden yoksun diyebiliriz. Bir kaçış yolu olarak gördüğü fazla alkol tüketimi davranışlarından bunu sezebiliyoruz. Eva kendi huzursuzluğuyla baş etmede nasıl yetersiz hissediyorsa, Kevin’ın huzursuzluğuyla baş etmede de yetersiz kalıyor.

Eva’nın iş arkadaşlarıyla da ilişkileri kopuk ve o yeterli iletişimden yoksun. Eva genellikle insanlardan kaçınıyor, iletişime geçmek onun için can sıkıcı olabiliyor. Bu da aklımıza onun kaçıngan bağlanma geliştirmiş olabileceğini getiriyor. Ayrıca Kevin’ın Eva’ya güvensiz bağlanması da Eva’nın da kendi ana-babasına karşı güvensiz bağlanma geliştirmiş olabileceğini düşündürüyor. Filmde bununla ilgili açık bilgiye yer verilmese de Eva’nın markette gördüğü annesinden kaçmasından, anne ve babasının her ikisiyle de görüşmüyor olmasından güvenli bir bağlanmanın var olmadığını tahmin edebiliyoruz.

Ayrıca Eva’nın kişiliği, psikolojik iyi olma hali ve büyürken yaşadığı deneyimler de anneliğini büyük ölçüde etkilemiş olabilir. Kendi çocukluk döneminde kötü muameleye maruz kalmış ya da bebeklik döneminde ana-babası tarafından ihmal edilmiş, yok sayılmış olabilir; tıpkı onun Kevin’ı ihmal ettiği gibi…

Eva’nın, Kevin’ın doğumundan itibaren istek ve ihtiyaçlarına duyarsız olması; Eva’nın doğum öncesinde uyum yeterliğinin ve sosyal ilişkilerini pozitif biçimde sürdürme kapasitesinin düşük olduğunu gösteriyor.. Bu durum Eva’nın, Kevin ile güvenli bağlanma geliştirmesini engellemiş olabilir. Eva’nın ilgisiz bir anne olması, Kevin’ın saldırganlık davranışlarını açıklamamızda kilit nokta. Anne duyarlılığı; bebeğin huzursuzluk ve saldırganlık tepkilerindeki en önemli yordayıcıdır. Tüm bunlar göz önüne alındığında Kevin’ın saldırganlık davranışlarını, annesine karşı duyduğu öfkenin yansıması olarak değerlendirebiliriz Ancak Kevin’ın gözünü kırpmadan insanlara zarar vermesi ve bundan haz almasından dolayı psikopatiye yatkınlığı olduğunu da düşünebiliriz. Onun bu biyolojik yatkınlığı, çocukluk ikliminde yaşadığı güvensiz bağlanma sebebiyle daha çok davranışlarına yansımış olabilir.

Kevin’ın bu yoğun öfkesini ve annesini cezalandırma isteğini film boyunca görüyoruz. Annesi ile top oynadığı sahnede annesine topu geri atmayarak onu cezalandırması, onunla konuşmayı veya ona anne demeyi reddetmesi annesinden öç alma çabalarından bazıları. Eva, tahammül edemediği noktada şiddete başvurabiliyor; ses yükseltebiliyor ya da eline vurabiliyor ve daha sonra bundan yoğun şekilde tekrar suçluluk duyuyor. Bu suçluluk duygusu da bitmek bilmeyen bir kısır döngü olarak film boyunca karşımıza çıkıyor.

Kevin’ın, annesini kızdıracak şeyler yapmasının altında annesinden göremediği ilgiyi karşılama isteği yatıyor olabilir. Eva’nın haritalı odasının her yerine boya sıkmasının sonucu olarak Eva’nın ona gösterdiği yoğun kızgınlık tepkisi aslında Kevin için ödüllendirici olabilir ve ilgi göstergesi olarak algılanabilir. Çocuğuyla göz teması kurmaktan ve sarılmaktan dahi kaçınan bir anneden ilgi görmenin en basit yolu belki de budur onun için. İlerleyen yaşına rağmen Kevin’ın hâlâ altının bezlenmesi de yine büyük ihtimalle ilgi isteğinden… Sonuçta altının bezlenmesi, onunla fiziksel temastan kaçınan annesiyle bu teması yakalayabileceği büyük bir fırsat anlamına geliyor Kevin için.

Kevin, annesinden beklediği ilgiyi ailenin tek çocuğuyken bile görememişken kendisinden küçük ve bakıma muhtaç bir kardeşinin dünyaya gelmiş olması onun için büyük bir tehdit anlamı taşıyor. Belki de hiç tahta oturmamış bir çocuğun, kendisinin hak ettiğini düşündüğü o tahta başkasının oturduğunu izlemek çok daha acı verici bir deneyim olabilir. Kevin annesinin sevgisinden hiçbir zaman emin olamadı ve kendisinin yoksun kaldığı anne sevgisinden kardeşinin de eksik kalması gerektiğini düşündü hep. Ona göre adalet ancak böyle sağlanabilirdi. Ancak işler böyle gitmedi ve Eva, Kevin’a gösteremediği ilgi ve sevgiyi Celia’ya gösterdi. Hiçbir zaman yeterli bir anne olamadığı düşüncesini yıkmak ve telafi etmek için Celia, Eva için belki bir fırsattı ama Kevin için değil! Kevin, Celia’nın doğumundan beri ona kızgın ve öfkeliydi. Tıpkı kendisinin reddedilişi gibi o da kardeşinin reddedilmiş hissetmesini istedi ve onu durmadan aşağıladı. Zekâsını aşağılaması, çok sevdiği hamsterından onu ayırması, hoş olmayan şakalar yapması; Kevin’ın kendisinin hak ettiğini düşündüğü ilginin bu davetsiz misafire gösterilmesinden hoşnut olmadığını gösteriyor. 

Bebekler tehlikelerden korunmak ve ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için yanında güvenli ve konforlu hissedebileceği bir bakım veren ile yakınlık kurmak isterler. Bebek, kendini güvende hissedememesi durumunda çevreyi keşfetmekten kaçınacak ve gelecekte ortaya çıkabilecek antisosyal davranışların bir zemini burada atılmış olacaktır. Ne yazık ki Eva, Kevin’a güvenli bağlanma geliştirebileceği bir iklim sunamamıştır. Kevin’ın ağlamalarına en başından beri duyarsız kalmış, yeterli tensel temasta bulunmamış; ona sıcak, yakın ve sürekli bir bakım ortamı sağlayamamıştır. Bu duyarsızlık durumu, Kevin’ın güvenli üsten yoksun kalarak yaşamı boyunca çevresini etkin bir biçimde yapılandıramamasına yol açmıştır. Annesi tarafından maruz kaldığı bu reddedilme belki de yaşamı boyunca sevilmeye ve bakım verilmeye değer olmadığı algısını yaratarak onun bütün ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiştir. 

Kevin, her ne kadar farklı yollarla annesinden ilgi görme arayışına devam etse de hemen her zaman onunla yakınlığı reddetmektedir. Onun için babası güvenli bir limandır ve annesi olmadığında stres tepkisini pek göstermez. Babası onu sakinleştiren, ilgi ve sevgi ihtiyacını gideren ödünleyici bir konumdadır.

Kevin ve Eva arasındaki sınırlara baktığımızda katı sınırların hâkim olduğunu görüyoruz.  Duygusal olarak birbirlerinden kopuk olduklarına, yeterli iletişimde bulunmadıklarına ve duygularını birbirlerine ifade edememelerine birçok sahnede şahit oluyoruz. Tıpkı Kevin’ın çocukluk döneminde olduğu gibi yıllar sonra hapishanede de Eva ve Kevin uzun süre tepkisizce başka yönlere bakıyor ve konuşmuyorlar. Ayrıca birbirlerine ve hayatlarına müdahale etme hakkını birbirlerinde asla görmüyorlar. Bu da yetersiz bir iletişimin ve duyarsız bir anneliğin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Aralarındaki etkileşim biçimi de yetersiz bağlılık ve aidiyet duygusunu ifade eden ayrışık bir etkileşim biçimidir. Öyle ki Eva, Kevin’ın gelişimi boyunca tepki vermesi gereken birçok zamanda dahi kayıtsız kalarak aralarındaki ayrışıklığı artırıyor.

Franklin ise çocuklarla ve Eva ile daha sağlıklı sınırlar kurabilmiş durumda. Franklin, Eva’ya göre iletişim kurmada daha yeterli ve etkili. Ayrıca koşulsuz olumlu kabul, anlaşma ve uyum çerçevesinde sevgi dolu bir etkileşimde bulunuyor ve genellikle belirgin sınırlar çiziyor. Ancak Kevin’ın kapıyı çalmadan anne ve babasının odasına girmesi gibi davranışları Kevin’ın sınırları ihlal ettiğini gösteriyor.

Kevin Hakkında Konuşmalıyız; annelik ve ebeveyn olmakla ilgili, dahası çocuk olmakla ve doğumundan yetişkinliğe giden süreçte dünyayı nasıl gördüğüyle ilgili bizlere derin ve düşündürücü birçok bilgiyi ve gözlemi sunuyor. Annelik üzerinden işlenen bu hikâye; ana-baba olmanın kolay ve kendiliğinden bir süreç olmadığını, ana-baba olmaya biyolojik hazır oluşun yetmediğini ve psikolojik olarak hazır olmanın da son derece gerekli ve önemli olduğunu gözler önüne seriyor. 

Yazan: Bilge KAYA

Düzenleyen: İlayda Dursun

KAYNAKÇA

Akün, E. (2013). Yapısal aile sistemleri kuramı bağlamında ergenlik döneminde aile yapısı ve ergenlik sorunları. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Dergisi, 53(1), 85-116.

Santrock, J. W. (2016). Yaşamboyu Gelişim: Gelişim Psikolojisi (G. Yüksel, Çev.) Ankara: Nobel.

Bir yorum yaz